Felaketlerden sağ çıkan yok
Her aşk kendinin katili
Tatmadığım bir boşluk yok
Ait olmak eskiden “miş”…

Attığım her adımda içine düştüğüm boşluklara alıştım,
Artık yürümüyorum sürükleniyorum her adımda
Onun kadar hasmane olmasada onun kadar anlamsızca
Geçmiş dünden geleceğe giden yol,
Sarsma artık beni yalnızlık senin kadar sağlam dostum “yok”…

Alın yazımla başbaşayım
Merhametten iz bile yok
Sende gel al istediğini
Karşı koyacak halim bile yok

Adına “özgür”lük dediğim hayatımda
Tek doğrum küçücük bir çocuk hayali
Onunda kesip bileklerini kan içinde götürdüler
Kaç kez intihar etti kim bilir ölerek kurtulacağını sanarak
İki kere ikinin dört ettiği yaşamlar…
Bana göre değilmiş demekki…
Huzur ülkemin yalnızlığa alışmış insanlarının ibadeti…
Birinin merhametine muhtaçtım…
Şimdi karşılaşacak gücüm yok…

Huzur bana haram olmuş
Geçti yıllar hepsi ziyan olmuş
bi çocukluk vardı içimde
Öldü ona da yazık olmuş…

“Umutların bittiği, talihin terk ettiği” bir hayat..
İnsanlardan hediye hüznü taşıyan omuzlar
Onca yanılmışlık onca sömürülmüşlük
Bir et parçası, bir “yürek”
Dikenli tellerle sınırlanmış bir aşk
Sınırları ne zaman zorlamaya çalışsam
Kanla doldu avuçlarım…
Hesabını bile sormadım…
Bedeli ağır bir delilik…
Kimler kırmış kalbini o çocuğun…
Ölmeden önce…
Ben ölüp de bir evin küçük bir odasına gömülmeden önce…

Kurda kuşa ziyafet çekmiş
Yar dediğim cellad’ım mış
Eş-dost diye beklediklerim
Bana ilk tekmeyi vuran olmuş…

Ne istediğiniz ise aldınız
” Az mı geldi? ” helal olsun…

Bu yazı 19 kez okundu.

Yanıt Bırak